Parfüm Neden Herkeste Farklı Kokar?
Aynı şişeden çıkan koku neden iki insanda iki ayrı sonuç verir? Ten ısısından cilt florasına, kokuyu belirleyen etkenler.
Tuna Ersöz 5 dk okuma
Bir parfümü mağazada denediğinizde bambaşka, kendi bileğinizde bambaşka kokması sık yaşanan bir şaşkınlıktır. Aynı şişeden çıkan sıvı, iki farklı insanda iki ayrı koku gibi davranabilir. Bunun sebebi şişedeki formülün değişmesi değil, kokunun tenle kurduğu ortaklıktır.
Parfüm, sabit bir nesne gibi değil, ısıyla, nemle ve deri yüzeyindeki kimyayla birlikte çalışan canlı bir karışım gibi düşünülmelidir. Aşağıda bu ortaklığın hangi basamaklardan geçtiğini ve neden herkeste farklı bir sonuç verdiğini adım adım ele alıyoruz.
Koku Tek Bir Madde Değil, Bir Zaman Çizgisidir
Bir parfümün içinde onlarca, bazen yüzlerce ayrı koku maddesi bulunur. Bu maddelerin hepsi aynı hızda buharlaşmaz. Hafif ve uçucu olanlar ilk dakikalarda burnunuza ulaşır, ağır olanlar saatler boyunca yavaş yavaş açılır.
Bu yüzden parfümcülükte üst, orta ve dip nota ayrımı yapılır. Üst nota ilk izlenimi verir ve çabuk kaybolur. Orta nota kokunun gövdesidir. Dip nota ise ciltte en uzun kalan, en yavaş uçan kısımdır.
Bir kokuyu tanımak için ilk on saniyeye bakmak yanıltıcıdır. Şişeden ya da kağıt testten alınan izlenim, çoğu zaman yalnızca üst notanın izlenimidir. Gerçek karakter, ciltte otuz kırk dakika bekledikten sonra ortaya çıkar.
Ten Isısı Uçuş Hızını Belirler
Koku maddeleri buharlaşarak havaya karışır ve burna öyle ulaşır. Buharlaşma hızını belirleyen en güçlü etkenlerden biri sıcaklıktır. Cildi daha sıcak olan bir kişide parfüm daha hızlı açılır ve daha yoğun algılanır.
Daha serin ciltli birinde ise aynı parfüm daha yavaş ilerler. Üst notalar uzun sürer, kokunun tamamı daha alçak ve daha yakın durur. Aynı sıkım miktarı iki kişide iki farklı yoğunluk çıkarabilir.
Bu nedenle nabız noktaları önerilir. Bileğin iç yüzü, boynun yan tarafı ve dirsek içi, damarların yüzeye yakın olduğu ve derinin görece sıcak kaldığı bölgelerdir.
Cildin Yağ Dengesi Tutunmayı Değiştirir
Koku molekülleri yağlı bir yüzeyde daha iyi tutunur. Doğal olarak yağ üretimi yüksek bir ciltte parfüm daha uzun kalır ve dip notalar daha belirgin duyulur. Kuru ciltte ise koku hızla azalır.
Kuru ciltli biri çoğu zaman parfümünün üç saatte kaybolduğunu söyler ve bunu ürünün kalitesizliğine bağlar. Oysa çoğu durumda mesele derinin tutunacak yüzey sunmamasıdır. Kokusuz bir nemlendirici sürüp sonra parfüm uygulamak bu farkı belirgin biçimde kapatır.
Ter, Asitlik ve Deri Yüzeyi
Deri yüzeyi hafif asidik bir yapıdadır ve bu değer kişiden kişiye, hatta günden güne değişir. Yüzeydeki asitlik, bazı koku maddelerinin yapısını hafifçe değiştirebilir ya da algılanma sırasını kaydırabilir.
Ter tek başına kokusuz sayılır, ancak yüzeydeki maddelerle karışınca parfümün üzerine ikinci bir katman ekler. Ağır spor sonrası sıkılan bir koku ile sabah temiz ciltte sıkılan aynı koku birbirinin aynısı olmaz.
Deri Üstündeki Mikro Canlılar
İnsan derisi çıplak bir yüzey değildir. Üzerinde kişiye özgü bir mikroorganizma topluluğu yaşar ve bu topluluk yüzeydeki maddeleri sürekli işler. Herkesin bu topluluğu farklı oranlarda barındırması, aynı parfümün farklı sonuç vermesinin en özgün sebeplerinden biridir.
Bu yüzden bir kokuyu bir başkasının üzerinde beğenmek, kendi üzerinizde de beğeneceğiniz anlamına gelmez. Aynı mantık tersine de işler; kağıt üzerinde sıradan bulduğunuz bir koku sizin cildinizde çok daha oturaklı durabilir.
Beslenme Alışkanlıkları ve Genel Durum
Yoğun baharat, sarımsak benzeri güçlü aromalar ve bazı içecekler, ter yoluyla dışarı verilen bileşiklerin profilini değiştirir. Bu değişim parfümün altına ince bir zemin serer ve bileşimin algılanışını kaydırır.
Benzer biçimde hormonal dalgalanmalar, uyku düzeni ve genel sağlık durumu deri yüzeyinin nemini ve yağını etkiler. Aynı kişide bile parfüm her mevsim ve her dönem tıpatıp aynı davranmaz.
Nem, Sıcaklık ve Mevsim
Havadaki nem, koku moleküllerinin havada asılı kalma süresini uzatır. Nemli ve sıcak bir günde parfüm daha geniş bir alana yayılır, kuru ve soğuk havada ise daha yakın bir hâlka çizer.
Bu yüzden yazın hafif ve ferah karakterli kokular, kışın daha yoğun ve tatlı yapılar tercih edilir. Aynı şişe yazın fazla gelirken kışın tam yerinde durabilir; bu bir kalite sorunu değil, ortam farkıdır.
Kapalı ve sıcak mekanlarda sıkım sayısını azaltmak, açık havada ise bir sıkım artırmak çoğu zaman doğru sonucu verir. Miktarı ortama göre ayarlamak, parfüm seçmekten daha belirleyicidir.
Burnunuz Kendi Kokunuza Alışır
Koku alma duyusu değişime duyarlıdır, sabit uyarana ise hızla uyum sağlar. Aynı kokuyu uzun süre soluduğunuzda burnunuz onu arka plan gibi kabul eder ve algılamayı azaltır. Buna koku körlüğü denir.
Kendi parfümünüzü artık duymuyor olmanız, çevrenizdekilerin de duymadığı anlamına gelmez. Bu noktada üstüne sıkmak sık yapılan bir hatadır ve çoğu zaman gereğinden ağır bir sonuç doğurur.
Denemeler sırasında aynı anda ikiden fazla koku test etmemek de bu yüzden önerilir. Burun kısa sürede yorulur ve ayrım gücü düşer.
Uygulama Noktaları ve Sık Yapılan Hatalar
Parfümün bileğe sıkıldıktan sonra ovuşturulması yaygın bir alışkanlıktır ama faydası yoktur. Sürtünme hafif notaları ezer ve kokunun açılma sırasını bozar. Doğrusu sıkıp beklemektir.
Saça doğrudan sıkmak da yıpratıcı olabilir. Kıyafete uygulamak kokuyu uzatır ama kumaşta leke bırakma ihtimali taşır ve tenle kurulacak ortaklığı tamamen devre dışı bırakır.
Şişe, Işık ve Saklama Koşulları
Parfümü banyoda tutmak yaygın bir tercihtir, oysa banyo sıcaklık ve nem bakımından en dalgalı odadır. Işık ve ısı, koku maddelerinin zamanla bozulmasını hızlandırır.
Serin, karanlık ve sıcaklığı sabit bir dolap rafı en iyi seçenektir. Kapağın sıkı kapatılması da önemlidir; sürekli hava alan bir şişede üst notalar aylar içinde belirgin biçimde zayıflar.
Sonuç olarak parfüm, tek başına değerlendirilebilecek bir ürün değildir. Isı, yağ, nem, deri yüzeyi ve alışkanlıklar bir araya gelerek kokuyu her kişide yeniden yazar. Bir parfümü satın almadan önce kendi cildinizde birkaç saat taşımak, bu yüzden en güvenilir yöntemdir.