Otuz Günlük Deneme: Süresiz Karar Yerine Sınırlı Taahhüt
Süresiz kararlar neden zorlar? Bitiş tarihi olan denemeler kurmak, tek değişken seçmek, öncesini kaydetmek ve deneme sonunda üç olası kararı değerlendirmek.
Berrin Aydemir 4 dk okuma
Yeni bir şeye başlarken en çok zorlayan kısım, o şeyin süresiz görünmesidir. "Bundan sonra her sabah yürüyeceğim" ya da "artık şunu yapmayacağım" biçiminde kurulan cümleler, kişiye sonu olmayan bir yükümlülük yükler. Zihin böyle taahhütlere direnir; çünkü bedeli belirsizdir. Buna karşılık aynı davranış otuz günlük bir deneme olarak tanımlandığında direnç belirgin biçimde azalır. Bitiş tarihi olan bir şeye başlamak, süresiz bir karara göre çok daha kolaydır.
Bu yazıda kısa süreli denemelerin neden işe yaradığını, nasıl kurulacağını ve sonunda nasıl değerlendirileceğini ele alıyoruz.
Bitiş tarihi, direnci azaltır
Süresiz bir karar, geri dönüşü olmayan bir seçim gibi hissedilir. Bir ay sürecek bir deneme ise geri alınabilir bir adımdır. Bu fark küçük görünür ama başlama ihtimalini doğrudan etkiler.
Ayrıca bitiş tarihi, ara verme baskısını da azaltır. Kişi kendine "bunu sonsuza kadar sürdürebilir miyim" diye sormaz; yalnızca belirli bir süreyi tamamlamaya odaklanır. Bu, çok daha ulaşılabilir bir hedeftir.
Neden bir ay?
Sürenin bir ay olması zorunlu değildir, ancak pratik nedenleri vardır. Bir hafta çoğu değişikliğin etkisini göstermek için kısadır; üç ay ise başlangıçta göze fazla uzun görünür.
Bir aylık süre, hem etkiyi gözlemlemeye yeter hem de takvimde takip edilmesi kolaydır. Yavaş etki eden konularda süre uzatılabilir; ancak o zaman ara değerlendirme noktaları koymak gerekir.
Tek bir değişiklik seçmek
Aynı anda birkaç şeyi birden denemek, en yaygın hatadır. Sonuç iyi çıksa bile hangisinin etkili olduğu bilinmez; kötü çıktığında ise hangisinin sorumlu olduğu belirsiz kalır.
Bu nedenle deneme kurulurken tek bir değişken seçilir. Kendi üzerinde deneme yapmanın kuralları arasında en belirleyicisi budur; tek değişken korunmadığında sonuç yorumlanamaz hale gelir.
Baştan bir ölçüt yazmak
Denemenin sonunda "iyi geldi" demek, bir değerlendirme değildir. Bu his, denemeye ayrılan emeğin kendisinden de kaynaklanabilir. Bu yüzden başlamadan önce neye bakılacağı yazılmalıdır.
Ölçüt mümkün olduğunca somut olmalıdır: kaç gün uygulandı, hangi sayısal değer değişti, hangi durum kaç kez tekrarladı. Öznel bir alanda çalışıyorsanız bile, günlük tek bir puan vermek karşılaştırma imkânı sağlar.
Öncesini kaydetmek
Bir değişikliğin etkisini görebilmek için öncesinin bilinmesi gerekir. Denemeye başlamadan birkaç gün mevcut durumu kaydetmek, sonucun anlamlı olmasını sağlar.
Bu adım en sık atlanandır; çünkü kişi bir an önce başlamak ister. Oysa öncesi bilinmeyen bir deneme, sonunda yalnızca bir izlenim üretir. Üç günlük bir başlangıç kaydı, bir aylık emeği değerlendirilebilir kılar.
Kuralı olabildiğince basit tutmak
Deneme kuralı tek cümleyle yazılabilmelidir. Koşullu ve ayrıntılı kurallar, birkaç gün içinde uygulanamaz hale gelir. "Her akşam yirmi dakika" iyi bir kuraldır; "hafta içi akşamları, yorgun değilsem, en az yirmi dakika" kötü bir kuraldır.
Basit kuralın ikinci faydası, uygulanıp uygulanmadığının net olmasıdır. Belirsiz kurallarda kişi kendini kandırabilir; net kuralda ise sonuç ortadadır.
Kaçırılan günler
Bir aylık denemede birkaç gün kaçırmak normaldir ve denemeyi geçersiz kılmaz. Buradaki asıl risk, bir günün kaçırılmasının bütünüyle bırakmaya dönüşmesidir.
Bunu önlemek için baştan bir kural konabilir: kaç gün kaçırılırsa deneme geçersiz sayılır? Örneğin otuz günün en az yirmi beşinde uygulanması yeterli sayılabilir. Bu esneklik önceden tanımlandığında, kaçırılan gün bir başarısızlık değil planın parçası olur.
Sonunda üç seçenek
Deneme bittiğinde verilecek karar üç şekilde olabilir: sürdürmek, değiştirerek sürdürmek ya da bırakmak. Üçüncü seçenek de tam bir sonuçtur; işe yaramadığını öğrenmek, denemenin başarısızlığı değil çıktısıdır.
Karar verirken yalnızca sonuca değil maliyete de bakmak gerekir. Bir yöntem işe yarıyor olabilir ama harcanan zamana değmiyor olabilir. Bu değerlendirme yapılmadığında, işe yarayan ama sürdürülemeyen düzenler birikir.
Denemeyi görünür kılmak
Takvimde işaretlenen günler, ilerlemeyi somut hale getirir ve sürdürmeyi kolaylaştırır. Ancak bu işaretlerin amacı seri tutmak değil, veri toplamaktır.
Bir başkasına söylemek de yardımcı olabilir; ancak sonucu değil süreci paylaşmak daha işlevlidir. "Bir ay şunu deniyorum" cümlesi, "artık şöyle biriyim" cümlesinden hem daha doğru hem de daha az baskılıdır.
Denemeleri sıraya koymak
Bu yaklaşımın uzun vadeli değeri, art arda yapılan denemelerden gelir. Yılda birkaç deneme, kendi düzeniniz hakkında başka hiçbir kaynaktan alınamayacak bilgi üretir.
Zamanla ortaya çıkan şey, denenen yöntemlerin toplamı değil; neyin sizde işe yarayıp yaramadığına dair kişisel bir harita olur. Bu harita bir kez çıkarıldığında, popüler önerilerin peşinden koşmaya da gerek kalmaz.