Burun Kendi Kokusunu Neden Duymaz? Zamanla Kayan Doz Alışkanlığı
Burun sabit kokuyu bir süre sonra bildirmeyi bırakır; kişi de dozu farkında olmadan artırır. Ölçüyü dışarıdan almanın ve kalıcılığı miktarsız artırmanın yolları.
Tuna Ersöz 4 dk okuma
Sabah sıktığınız parfümü öğlene doğru artık duymazsınız. Aynı şey ev kokusu, saç ürünü ve deodorant için de geçerlidir. Bu, ürünün uçup gitmesinden çok, burnun sürekli maruz kaldığı bir kokuyu bir süre sonra bildirmeyi bırakmasından kaynaklanır. Sonuç masum görünür ama pratikte sinsi bir etkisi vardır: kokuyu duymayan kişi dozu artırır. Artış tek seferde olmaz, haftalar ve aylar içinde bir sıkımdan üçe çıkar. Kişi kendi kokusunu duymadığı için bu kaymayı fark etmez; çevresindekiler ise ilk günden fark eder.
Burun neden alışır
Koku alma sistemi, değişimi bildirmek üzere çalışır. Ortamda sabit kalan bir uyarana verilen tepki zamanla azalır; böylece yeni ve farklı kokular öne çıkabilir. Bu, dikkati işe yarar bilgiye yönlendiren makul bir düzendir. Kendi üzerinizdeki koku ise tanımı gereği sabittir, dolayısıyla en hızlı silinen uyaranlardan biri olur. Evinizin kokusunu duymamanızın nedeni de aynıdır; dışarı çıkıp döndüğünüzde kısa bir süre için yeniden fark edersiniz.
Doz kayması nasıl ilerler
Alışma tek başına sorun değildir; sorun, ona verilen tepkidir. "Sanırım kokusu kalmamış" düşüncesi, aynı gün içinde ikinci ve üçüncü uygulamaya yol açar. Ertesi hafta çıkış sıkımı da artar. Birkaç ay içinde yeni miktar olağan hale gelir ve geri dönmek eksik hissettirir. Kayma yavaş olduğu için kimse ayna karşısında karar vermez; kararı alışkanlık verir. Aynı mekanizma bakım ürünlerinde de görülür ve tüketim beklenenden hızlı artar.
Ölçüyü dışarıdan almak
Kendi burnunuz bu konuda güvenilir bir ölçü aleti değildir. Bu yüzden ölçüyü başka kaynaklardan almak gerekir. En basit yöntem sabit bir sayı belirlemektir: kaç sıkım yapılacağı önceden kararlaştırılır ve gün içinde bu sayı sorgulanmaz. İkinci yöntem güvendiğiniz birinden dürüst bir geri bildirim istemektir. Üçüncüsü ise ürünün ne kadar sürede bittiğine bakmaktır; aynı şişe eskiden altı ay giderken şimdi iki ayda bitiyorsa, doz sessizce yükselmiş demektir.
Uygulama noktaları ve mesafe
Miktarı artırmadan etkiyi korumanın yolu, uygulama biçimini düzeltmekten geçer. Kokunun yayılması için nemli ve ısınan bölgeler daha uygundur; bilek içi, boyun yanı ve kulak arkası yaygın tercihlerdir. Şişeyi cilde çok yaklaştırmak yerine bir karışlık mesafeden sıkmak dağılımı düzeltir. Sürdükten sonra bilekleri birbirine sürtmek yaygın bir alışkanlıktır ama kokunun yapısını bozar ve kalıcılığı kısaltır; sıvının kendi hâlinde kurumasını beklemek daha iyi sonuç verir.
Kalıcılığı belirleyen diğer etkenler
- Cildin kuru olması, kokunun daha çabuk uçmasına yol açar; öncesinde kokusuz bir nemlendirici kullanmak yardımcı olur.
- Sıcak havada koku daha hızlı açılır ve daha yoğun algılanır; mevsime göre miktarı azaltmak gerekir.
- Kumaşlar kokuyu ciltten uzun süre tutar; giysiye sıkılan koku ertesi güne kalabilir.
- Kapalı ve dar ortamlarda aynı miktar, açık havadakinden çok daha baskın hissedilir.
Kapalı ortam meselesi
Doz kaymasının en çok rahatsızlık verdiği yerler ofis, asansör, toplu taşıma ve sınıf gibi havalandırması sınırlı alanlardır. Kendi burnunuz kokuyu çoktan bildirmeyi bırakmışken, aynı ortama yeni giren biri için koku ilk andaki yoğunluğuyla hissedilir. Bu yüzden gün içinde kapalı ortamda uzun süre kalacaksanız, sabah miktarını azaltmak makul bir tercihtir. Gerekirse çantada küçük bir şişe bulundurup akşama doğru hafifçe tazelemek, sabahtan fazla sıkmaktan daha iyi çalışır.
Ürünleri birbirine eklememek
Çoğu kişi tek bir kokulu ürün kullandığını sanır. Oysa şampuan, saç kremi, vücut losyonu, deodorant, çamaşır yumuşatıcısı ve parfüm aynı anda devrededir. Her biri ayrı ayrı hafif olsa bile toplamı ağır bir sonuç verir. Katmanların bir bölümünü kokusuz ürünlerle değiştirmek, hem toplam yoğunluğu düşürür hem de asıl kullandığınız kokunun daha net algılanmasını sağlar. Böylece daha az ürünle daha belirgin bir sonuç elde edilir.
Ara vermenin işlevi
Aynı kokuyu her gün kullanmak, ona alışmayı hızlandırır. Birkaç kokuyu dönüşümlü kullanmak ya da hafta içinde bir iki gün hiç kullanmamak, burnun duyarlılığını geri kazandırır. Bu aradan sonra aynı miktar yeniden yeterli hissedilir. Ara vermek, aslında dozu kendiliğinden düşüren en zahmetsiz yöntemdir.
Kokuda ölçü, kişinin kendi algısına bırakıldığında zamanla kayar. Alışma kaçınılmazdır; kaçınılabilecek olan, bu alışmaya her seferinde biraz daha fazla ürünle karşılık vermektir. Sabit bir miktar belirlemek, uygulamayı düzeltmek ve arada ara vermek, yıllar içinde sessizce büyüyen bir alışkanlığın önüne geçer.